Önerilerim

Önerilerim

Bu sayfa, akademik ilgi alanlarımın çevresinde oluşmuş sınırlı bir kaynak listesinden daha geniş bir paylaşım alanıdır. Mesleki çalışmalarımı besleyen yayınlarla birlikte edebiyata, müziğe ve sinemaya ilişkin kişisel keşiflerimi de burada bir araya getiriyorum. Seçimlerimi popülerlik, güncellik veya ortak bir değerlendirme ölçütü değil, karşılaştığım eserlerin düşünce ve deneyim dünyamda açtığı alan belirliyor. Bu nedenle burada birbirinden oldukça farklı dönemlere, türlere ve anlatım biçimlerine rastlanabilir. Sayfa, tamamlanmış ve değişmez bir liste olarak değil; okudukça, dinledikçe ve izledikçe gelişen kişisel bir kültür arşivi olarak düşünülmelidir.

Dinleme

Bazı müzikler yalnızca dinlediğimiz süre boyunca değil, günün geri kalanında da bizimle kalır. Burada bir araya getirdiğim parçaların kimi çalışma saatlerime, kimi yolculuklarıma, kimi de sessiz kalmak istediğim zamanlara eşlik etti. Seçkide farklı dillerin, dönemlerin ve müzikal geleneklerin yan yana bulunmasının nedeni, müzikle kurduğum ilişkinin tek bir türün sınırları içinde ilerlememesidir. Bir parçayı buraya taşımam için bazen güçlü bir yorum, bazen akılda kalan bir melodi, bazen de geçmişteki bir anla kurduğu beklenmedik bağ yeterli oldu. Zamanla değişmeyi ve genişlemeyi sürdürecek bu listeyi doğrudan sayfa üzerinden dinleyebilir veya Spotify’da açabilirsiniz.

Kordon boyunda havalanan martı sürüsü, arkada körfez ve dağlar
Alsancak, İzmir · Şubat 2015

Okuma

Bu bölümde, okuduklarım arasından zihnimde yaşamayı sürdüren kitaplara yer veriyorum. Kimi düşüncelerimi yeniden gözden geçirmeme yol açtı, kimi karakterleri ya da diliyle uzun süre benimle kaldı. Liste bir sıralama değil; zamanla yenileri eklenecek bir okuma güncesi.

Rafta en belirgin damar, iyi yaşamın ne olduğu sorusu. Bettany Hughes’un Baldıran Kâsesi Sokrates’i Atina’nın gündelik hayatı içinde anlatır. Luc Ferry Yunan mitlerini bir yaşam bilgeliği olarak okur. Wilhelm Schmid’in Sakin Olmak ve Mutsuz Olmak kitapları yaşlanmayı ve mutsuzluğu hayatın parçası olarak ele alır. Byung-Chul Han’ın Palyatif Toplum’u ile Aslı Aktümen’in Yorgunluk Çağı ise acıdan kaçan ve tükenen bir topluma bakar. Mesleğime en yakın kitap da bu damarda: David D. Burns’ün İyi Hissetmek’i, bilişsel terapinin düşünce ile duygu arasındaki bağı geniş okura açan klasiklerinden biri.

İkinci damar edebiyat. Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli yalnızlığın içeriden bir portresidir. Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları işgal İstanbul’unu anlatır. Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı bakmanın ve görmenin ne olduğunu sorar. Haldun Taner, Mahir Ünsal Eriş ve Mina Urgan bu rafa farklı seslerden eşlik eder. Kazancakis’in Yeniden Çarmıha Gerilen İsa’sı ile Hermann Broch’un Büyülenme’si ise bir topluluğun nasıl bir inanca ya da bir sese kapılabildiğini gösterir.

Üçüncüsü başka dünyalar kuran anlatılar: Tolkien, Neil Gaiman ve aynı zamanda bir toplum düşüncesi denemesi olan Le Guin’in Mülksüzler’i. Acemoğlu ve Robinson’ın Dar Koridor’u bu soruyu toplum ve özgürlük üzerinden sürdürür. Rafın başında Irene Vallejo’nun Papirüs’ü duruyor: kitabın kendisinin, antik dünyada nasıl icat edildiğinin hikâyesi. Kapaklara tıklayarak Goodreads sayfalarına ulaşabilirsiniz.

İzleme

Bu bölüm, sinema tarihine ilişkin bir seçkin filmler sıralaması oluşturma iddiası taşımıyor. Buradaki yapımlar, sinemanın hikâye anlatmanın ötesine geçebildiği anları bana hatırlatan filmler arasından seçildi. Kimi güçlü karakterleriyle, kimi görüntü ve ses arasındaki ilişkisiyle, kimi de bittikten sonra izleyiciye bıraktığı sorularla belleğimde yer edindi.

Seçkinin ağırlık merkezi, gündelik hayatın sessiz ritimleri ve yalnızlık. Wim Wenders’in Mükemmel Günler’i, Tokyo’da tuvalet temizleyen bir adamın tekrar eden günlerinde bir tür huzur arar. Kaurismäki’nin Sararmış Yapraklar’ı iki yalnız insanın birbirini bulma çabasını anlatır. Ritesh Batra’nın Sefer Tası ise yanlış adrese giden bir yemek kabıyla başlayan bir yazışmanın hikâyesidir. Beden ve Ruh ile En Sevdiğim Pastam da aynı damarda, geç kalmış bir yakınlığın peşindedir.

İkinci damar aile: Koreeda’nın Fırtınadan Sonra’sı, Joachim Trier’in Manevi Değer’i, Leyla’nın Kardeşleri ve Sırat. Yaşlılık ve kayıp ise Baküs Leydi, Alacakaranlık Samurayı ve Nomadland’de öne çıkar. Bir de karanlık ve belirsiz olanı yoklayan filmler var: Lee Chang-dong’un Şüphe’si, Kara Büyü, Kutsal Örümcek ve Saplantı. Türkiye’den Zeki Demirkubuz’un Kader’i ile Nuri Bilge Ceylan’ın Kuru Otlar Üstüne’si, Angelopoulos’un Ağlayan Çayır’ıyla aynı rafta duruyor. Japonya’dan İran’a, Kore’den Macaristan’a uzanan bu çeşitlilik, çok yönlü bir izleme deneyiminin sonucu. Burayı tamamlanmış bir favoriler listesi değil, tekrar dönmek istediğim filmlerden oluşan kişisel bir seyir defteri olarak görüyorum. Afişlere tıklayarak filmlerin MUBI sayfalarına ulaşabilirsiniz.

Kitaplar, kahve fincanları, not defteri ve gazete bulunan masa
Bir pazar öğleni · Eylül 2025
Mermer zeminde uzanmış tekir kedi
Üzüm · Seferihisar, Temmuz 2023

Yöntem ve kaynaklar

Ölçek kaynakları, analiz araçları ve yöntem notları buraya eklenecek.

Öğrenciler için

Tez süreci, kaynak tarama ve akademik yazım üzerine öneriler buraya eklenecek.